Bilgisayarın Zararları


16/4/2008 · Kategori: Teknoloji

Bilgisayar Sağlığımıza Zararlımı?

 

      Her geçen gün yaşamımızda daha çok yer bulan bilgisayarlar, olumlu bir çok katkının yanı sıra, bir kısım sağlık sorunlarına da neden olmaktadır. Bu sorunlar oldukça yaygın olarak görülmekte, önemli işgücü ve ekonomik kayıplara neden olabilmektedir. Buna karşın alınacak bazı önlemlerle önemli ölçüde bu sorunlar azaltılabilecektir.Amerika Birleşik Devletler (ABD) İş İstatistikleri Bürosu verilerine göre, bilgisayar kullanımına bağlı sağlık sorunları (yineleyen zorlayıcı travmalar-TZT) nedeniyle başvurular işle ilgili hastalıkların %64'ünü oluşturmakta, yıllık 20 milyar dolarlık harcama gerektirmekte, aynı zamanda iş veriminde düşüşlere neden olmaktadır.

                                     

     Tüm dünyada bilgisayar kullanımı giderek yaygınlaşırken, bilgisayar kullanımının sağlık üzerine etkileri de sağlıkçıların gündemine girmeye başlamıştır. Bu sorunlar arasında göz ve kas iskelet sistemi sorunları önde gelirken, kişilik, sosyal ve ruhsal durum üzerine de etkileri olabileceği düşünülmektedir.Oturma pozisyonlarından tutunda, klavyenin durduğu yere, ekranın parlaklığından, oturduğunuz sandalyeye kadar her şey önemlidir.Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Kirazlı, son zamanlarda bilgisayar kullanımından dolayı rahatsızlanıp kliniklerine başvuran çocuk hasta sayısında önemli artışlar olduğunu söyledi. Yeşim Kirazlı, bilgisayarda oyun oynayan gelişim çağındaki çocuklarda gelişme bozuklukları meydana geldiğini belirtti. Kirazlı, "Son zamanlarda bilgisayar kullanımından dolayı rahatsızlanıp kliniğimize gelen çocuk hasta sayısı korkunç boyuta ulaştı. Her ay 20'yi aşkın çocuk tedavi olmak için kliniğimize başvuruyor."dedi.Bilgisayarın çocukların gelişimi için iyi olduğunu, ancak çocukların saatlerce oyun oynamalarının onlarda kalıcı rahatsızlıklara neden olduğunu dile getiren Yeşim Kirazlı, şu bilgileri verdi: "Çocuklar eskiden hareketli oyunlar oynuyorlardı. Son zamanlarda bilgisayarın karşısında oturarak saatlerce oyun oynuyorlar. Hareket yapma yerine bilgisayarda uzun süre oyun oynamaları gelişme çağında oldukları için tepe kemik kitlesinin azalmasına yol açıyor. Bu da ileride kemiklerde kırılmalara sebep oluyor.

Aşırı bilgisayar kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilen şikayet ve bozukluklar ve bunlardan korunmaya yönelik öneriler:

Tekrarlayıcı harekete bağlı bozukluklar

   El bileği sendromunda median sinir el bileği hizasında içinden geçtiği el bileği kanalında sıkışır, yapısı bozulur ve işlevini yapamaz. Median sinir, küçük parmak ve yüzük parmağının dış yarısı hariç, elin iç yüzünün duyarlığını ve el ayası içindeki bazı kasların ve baş parmağı hareket ettiren bazı kasların çalışmasını sağlar. Median sinir görevini yapamayınca elde uyuşukluk ve ağrı, başparmak hareketlerinde ve el sıkma gücünde azalma ortaya çıkar, el becerisi bozulur, incelik gerektiren el işleri yapılamaz. Eldeki ağrı nedeniyle kişi geceleri uyanır, elini sallayarak ve silkeleyerek ağrıyı bir oranda azaltmaya çalışır. Olay bir kere geliştikten sonra tedavisi güç bazen da başarısız olduğundan hastalık hakkında önceden bilgili olup ortaya çıkışını önlemek en iyi yoldur.

                                  

Boyun kaslarında ağrı ve tutulma

   Belli bir duruşta (postürde) uzun süre kalmakla boyun kasları kasılır. Bu durum boyunda, bazen boyunla beraber başın arka kısımlarında ağrı sertlik ve uyuşukluğa yol açar. Çalışırken kişinin stresli olması, monitorün baş hizasından yukarda olması, aynı baş duruşunu değiştirmeksizin uzun süre sürdürmek boyun tutulmasını kolaylaştırır.

Gözlerde yorulma

   Sabit bir noktaya sürekli bakmak gözleri yorar. Gözlerin değişik yönlere hareketi göz küresini hareket ettiren 6 değişik kasla sağlanır. Ayrıca gözler yakına ve uzağa baktığında, görüntünün retinaya odaklaşmasını sağlamak için, göz merceğini bombeleştirip yassılaştıran göz içindeki kaslar çalışır. Değişik yönlere ve uzaklıklara bakmak ile değişik göz kasları çalıştığından göz yorulmaz. Sabit bir noktaya sürekli bakmak ise gözleri yorar. Ayrıca ekrandaki görüntü ve ışık ayarının iyi yapılmamış olması, monitör ışığının titreşimli olması da göz yorgunluğunda etkili olur. Bunlara uykusuzlukta eklenebilir ve böylece uzun süre bilgisayar kullanan kişilerin gözlerinde yorgunluk hissi, kızarıklık ve yanma ortaya çıkar.

 Uykuya ayrılan saatlerin azalması

   Bilgisayar tutkunları birazdan kalkacağım diyerek uykularından çalarlar ve gece geç vakte kadar otururlar. Oysa sabah kalkıp işe gideceklerdir. Televizyon uyutur, bilgisayar, özellikle internet kişinin aktif katkısına ve ilgisine bağlı olduğundan uyanık tutar. Bilgisayar tutkunu gecenin ikisinde, üçünde, istemeyerek bilgisayar başından ayrılır. Uyku azlığı sonucu kişi sürekli olarak kendini yorgun hisseder, çabuk sinirlenir, konsantrasyon gücü azalmıştır iş verimi düşer.

Aile bireyleri arasında iletişimde aksama

   İnternet tutkunu çocuğuna, arkadaşlarına eşine vereceği zamanı sanal dünyaya verir. Eve gelince ilk işi bilgisayarı açmaktır. Ev işlerini ihmal eder. İşinde, okulda bilgisayarla ilgili hayaller kurar. Sanal dünyayı gerçek dünyadaki ilişkilere tercih eder. Bilgisayar tutkunluğu nedeniyle çevreden eleştiri ve uyarılar alır. İstediği halde bilgisayara olan ilgisini sonlandıramaz., bilgisayardan ayrı kalamaz. Bilgisayardan ayrı kaldığında sinirlilik, çöküntü, neşesizlik gibi durumlar ortaya çıkar.

                                      

İş verimi ve okul başarısında düşme

   İnternet tutkusu nedeniyle mektuplar açılmaz, gazeteler okunmaz, dergiler birikir, günlük küçük düzenlemeler yapılmaz, ev işleri ihmal edilir. Öğrenci izin verilirse vaktini ders çalışma yerine bilgisayar başında geçirir. Uykusuzluk, yorgunluk bunlara eklenir. İş ve okul başarısı düşer.

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Gelişen Teknolojinin Yaşama Etkileri


14/4/2008 · Kategori: Teknoloji

                                    Teknolojinin İnsan Yaşantısına Etkileri

   Teknolojinin oluşturulması ve kullanılması insan yaşamına olumlu ve olumsuz birçok etkiler yapmıştır.İnsanın kendini tanıma yolunda dur durak bilmeyen çabala­rı ile birçok keşif ve icatlar gerçekleşmiştir. Elde edilen bu ye­ni değerler ilk aşamada lâboratuar ortamında kullanılırken da­ha sonra günlük hayatın da parçası olmuştur. Bu teknolojik ge­lişim tarih boyunca yaşanılan ölçekleri sürekli büyütmüştür. Bunlar insanlığın gelişimi için yararlı olmakla beraber bir kıs­mı da zarar anlamında kullanım bulmuşlardır.
   Teknolojik gelişmelerle yaşam koşulları gittikçe iyileşirken diğer taraftan da dengeler değişmeye başlamıştır. Örneğin, in­sanlar küçük topluluklar halinde yaşarlarken, kullandıkları ba­sit silâhlarla ancak yerel boyutta kalan savaşlar yapabiliyorlar­dı. Bu savaşlarda da kayıplar az oluyordu. Teknoloji ile birlikte bölgesel ve hatta tüm dünyayı saran boyuta geldiler. Nükleer başlıkla yüklenmiş füzeler, bunlara enerji sağlayan atom sant­ralleri, füzelere kumanda olanağı tanıyan radyo frekansı, laser kontrol devreleri, bilgisayar kontrollü savaş sistemleri ve buna benzerleri ile artık savaşlarda yüzlerle ölçülen kayıplar milyon­larla ölçülmeye başlanmıştır.
   M.Ö. 5000 yılında saatte 2 - 3 kilometre hızla gidebilen kı­zaklarla taşımacılık yapılmaktaydı. 20. yüzyılda jet motorunun yapılması ile saatte 1000 km’ lik hızın üzerine çıkılmıştır. Teknolojinin gelişmesi ile doğadan ve dünya nimetlerinden daha çok yararlanılmış, ancak denetlenemeyen denge değişik­likleri sonucu aynı oranda da kirlilik ön plâna çıkmaya başla­mıştır. Yani doğal gelişim hızının aşılması ile doğal denge bozulmuş ve yaratılan atıkların kendi kendini temizleyemediği, mutlaka insan müdahalesinin gerektiği bir yapı oluşmuştur. Ekolojik denge kontrol dışı bir şekilde bozulmaya başlamıştır. Belirtildiği gibi Rönesans’la birlikte insanların aya kadar gi­debilmesini sağlayan bir süreç başlamıştır. Bu sürecin, teknolo­jinin kötü ve kötüye kullanımları sonucu içinde yaşadığımız dönemde Hiroşima ve Çernobil'e de vardığı düşünülmektedir.Teknolojik gelişme, çıkrık makinesi ile beraber işsizliğe, ilâç­larla beraber yeni hastalıklara, tarımın modernleşmesi ile bera­ber toprağın fakirleşmesine, çamaşır - bulaşık makinesi, buzdo­labı gibi yaşamı kolaylaştıran cihazlarla beraber çevre kirliliği ve endüstriyel atıkların oluşmasına yol açmıştır.Teknolojik iler­leme sonucu doğal bir dünya ve yaşamdan, yapay bir yaşama ve sanal bir dünyaya geçiş olmaya başlanmıştır.Endüstri devrimi ile bilimin tüm alanlarındaki gelişmeler de ivmelenmiştir.
   Canlı varlıkların denizlerden karalara, sürünmekten ayağa kalkışa geçirdiği evrim, yazının bulunuşundan endüstri devri­mine kadar geçen süredeki gelişmeler ile son yüzyıldaki, hatta 1950 yılında elektronik ve bilgisayar teknolojisinde transistö­rün bulunmasından bu yana geçen süre içinde insanlığın elde ettiği gelişmeler karşılaştırıldığında eksponensiyal bir hızdaki gelişme görülmektedir.Günümüz insanı teknolojinin bu baş döndürücü gelişmesi içinde iletişim olanaklarım sonuna kadar kullanabilmekte ve üzerinde yaşadığımız gezegenin tüm yerleşim noktalarına evinde kurulu bir bilgisayar aracılığı ile gidebilmekte, yerkürenin öbür ucundaki bir olayı canlı olarak izleyebilmektedir. Bu hızlı gelişme ve Evrenin gizemlerinin keşfedilmesi yönündeki bu olağanüstü yarış, insanları belirli kalıplar içinde kalmaya ve bu hızlı akışa ayak uydurmaları için de hızlı yaşamaya zorlamaktadır. Endüstri toplumunun insanı önceki yüzyılların insanı ile karşılaştırıldığında, yaşam biçimi, sanat ve kültür anlayışı, dış görü­nüşü ve alışkanlıkları ile farklılıklar gösterir. Duyguya hitap eden bir klâsik müzik ya da halk müziği, yerini yaşamın hızlı akışını ifade eden pop müziğe, underground, rock vb. müzik akımlarına bırakmıştır. Giyimde renk ve estetik kavramları, yerini marka kavramına bırakmaktadır.Fotoğraf tekniğinin bulunmasıyla gözleme dayalı bir sanat anlayışı yerini düşünmeye, gözlem ötesindeki hayal gücünü ön plâna çıkartan bir sanat anlayışına terk etmiştir. Empresyonizm yerini ekspresyonizme, o da soyut sanat anlayışına ve daha sonra da per­formansa bırakmaya başlamıştır. Güneşin batması ile uykuya yatan insan elektrikli aydınlatma düzeninin kuruluşu ile artık 24 saat yaşamakta, üretmekte ve var olan tüm sınırları hızla aşmaktadır. Üretimin hızlı temposu ile teknolojinin insan üstü yeteneklerini kullanan insan, günlük yaşamın kısır döngüsü içinde duygularından uzaklaşmış, daha çok başarı, daha hızlı yaşam, daha çok üretim gi­bi bir yarışa girmiştir. İnsanın hızlı yaşamı teknolojideki gelişme hı­zını arttırmakta, teknolojik gelişmeler de yaşamı daha da hızlandırmaktadır. İnsan ve makine yarış halindedir. İnsan makineleşmekte, duygusallığından uzaklaşmaktadır. Duygusal, dünyanın değerlerini, yani insanî değerleri doyasıya yaşayamayan insan, yerini robotlaşmış bir nesneye bırakmaktadır.

   Endüstriyel üretim monoton bir düzende olup, disiplinsizlik ve sistemsizliği kabul etmemektedir. İşlerin otomatik olarak ya­pılması, kişileri monoton bir yaşamın içine itmektedir. Endüstri­leşmenin dayattığı robotlaşmış yaşam insanların bireyselleşmesine de neden olmuştur. Bu yaşam insanların duygusal iç yaşamlarını da etkilemiş, onları kullandıkları makinelere benzeterek, günden güne yetkinleşmesine, ancak aynı oranda da sosyal yaşamdan uzaklaşmasına neden olmuştur. Toplumsal ve bireysel değişimler hızlı iletişim ile geniş kitlelere anında ulaşmaktadır. Toplumun değer verdiği çoğu şey önemini yitirmeye başlamıştır. İdealizm yavaş, yavaş misyonunu tamamlamakta, rasyonalizm hızla ön plâna çıkmaktadır. Günümüz endüstri toplumu in­sanı, içinde yaşadığı bilimsel ve teknolojik yaşam düzenini tüm başkaldırmalarına karşın benimsemek zorunda kalmıştır.

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Sağlıkta Nanoteknoloji


13/2/2008 · Kategori: Teknoloji

                                       Nano teknoloji ile beyin onarımı

    Bilimadamları beyni hasarlı ve kör olan hayvanları,  nanoteknolojiyi kullanarak iyileştirmeyi başardıklarını söylüyor. Uzmanlar yeşil renkteki bölümü geliştirmeyi başardı.Uzmanlar bilimde bir devrim olarak ifade edilen nanoteknolojinin bu sorun karşısında işe yarayıp yaramayacağını sınamak üzere, önce kobay olarak belirlenen hamsterlerin görüşü sağlayan optik sinirlerini kesti. Böylece kemirgenler kör oldu. Bunun ardından kopuk olan noktaya nanotanecikler yani mikroskopik büyüklükte tanecikler içeren bir sıvı enjekte edildi. Sıvının yardımıyla sinirler kendilerini onardı ve görüş imkanı geri kazanıldı.Araştırma sonuçlarını Ulusal Bilim Akademisi’ne sunan ekip bu yöntemin ileride onarım amaçlı beyin ameliyatlarında da kullanılmasını umuyor. Kazalardan sonra merkezi sinir sisteminde meydana gelen ezilme ve hasarı onarmak nöroşirüji uzmanları açısından en zorlu alanlardan birisi. Sinirlerin yeniden gelişmesini sağlamak oldukça güç. Çünkü yaranın kabuk dokusu oluşturması, uyaran akışını engelliyor.

                                           

PEPTİTLER KÖPRÜ KURDU

  ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) uzmanları ile Hong Kong Üniversitesi’nden bir ekip bu güçlüğü atom ve molekül gibi son derece küçük birimlere başvurulan nanoteknoloji ile çözmeyi seçti.Nanoteknoloji adını milyonda bir anlamına gelen nano sözünden alıyor. Bir nanometre, bir milimetrenin milyonda biri kadar.Uzmanlar hamsterlerin beynine, tüm canlıların yapıtaşında bulunan peptit moleküllerini içeren bir solüsyonu enjekte etti. Sadece beş nanometre büyüklüğündeki peptit molekülleri beyinde bir çeşit iskele oluşturacak şekilde birleşti. Bu da kopuk sinir parçaları arasında bir köprü kurdu. Kobayların beyin dokusu bu iskele etrafında yeniden gelişerek boşluğu kapattı. Üstelik yara dokusu oluşturmadı.MIT uzmanlarından Doktor Rutledge Ellis-Behnke, “Beyin 24 saat içinde kendisini onarmaya başladı. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştik” diye konuştu.Araştırmada büyüme çağındakilerin yanı sıra yetişkin olmuş ve sinir gelişimi durmuş hamsterler de incelendi. Ellis-Behnke, yetişkinlerin beyninde de gelişme sağladıklarını belirtiyor.Tedavide kullanılan peptidler daha sonra vücut tarafından zararsız bir made haline gelecek şekilde parçalanıp üç dört hafta içinde idrarla atıldı. Bu çalışma henüz tıpta kullanılma noktasından çok uzak. Ancak uzmanlar en azından sinirleri yenileme önündeki ciddi bir engeli aştıklarına inanıyorlar. Doktor Ellis-Behnke, bu yöntemin ilk aşamada beyin ameliyatı geçiren hastalarda neşterin verebileceği zararı azaltmak için kullanılabileceğine inanıyor.Nihai hedef ise, beyin kanaması, kaza ve travma sonunda beyinde oluşan sinir kopmalarını tedavi etmek olacak.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Elektromanyetik Top


6/2/2008 · Kategori: Teknoloji

                               Dünyanın en güçlü elektromanyetik topu!

    Amerikan Deniz Kuvvetleri, barut kullanmadan saatte 9 bin km hızla mermiyi hedefine atabilen dünyanın en güçlü elektromanyetik topunu başarıyla test etti. ABD donanmasının, mühimmatı barut veya başka bir kimyasal malzeme kullanmadan, sesin 5 ila 7 katı hızla 200 deniz mili (360 km) uzaklıktaki hedefe atabilecek bir top geliştirme çabalarının bu son aşaması yapıldı.
                                            

   Kimyasal sevk barutu yerine mermiyi fırlatmak için elektromanyetik enerjiyi kullanan ve uzun bir ekmek kızartma makinesine benzeyen prototip, mühimmatı iki ray üzerindeki çok güçlü elektrik akımının geçişi sayesinde 5 Mach (sesin 5 katı) gibi büyük bir hızla atabiliyor.Amerikan donanmasının 237 milyon dolar tutarındaki geleceğin barutsuz topu projesi henüz envantere girecek duruma gelmese de, askeri yetkililer, bu sistemin geleceğin savaş gemilerinde operasyonel bir silah olarak kullanabileceğini düşünüyor.Bu tip bir top, savaş gemisini düşmanın olası saldırısından koruyacak şekilde sadece çok uzağa ateş açma olanağı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda patlayıcı maddeyle dolu obüs veya füzelerle bundan böyle uğraşmak zorunda kalmayacak mürettebatın güvenlik koşullarını da iyileştiriyor.

                                             

   Amerikan Deniz Kuvvetlerinin Virjinya eyaletindeki Dahlgren'de kurulu ar-ge merkezinin sözcüsü Jim Boyle, topun mühimmatı 360 km gibi çok uzaktaki hedeflere, sesin 5 katı olan Mach 5 gibi çok yüksek hızla atmaya olanak sağladığını belirtti. Donanmanın dün yaptığı testte fırlatılan mermi sadece 20 metre uzaktaki bir hedefi yerle bir ederken, Amerikalı askeri yetkililer, prototip silahın menzili ile şimdilik ilgilenmiyor.Testte, 10,64 megajul güç kullanılarak, şimdiye dek kaydedilen en yüksek güce ulaşıldı. Bunun üç katına çıkabileceği belirtildi.

 

Kaynak: sabah.com

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Maymun Beyni ve Robot


5/2/2008 · Kategori: Teknoloji

                                    Maymun Beyni Kullanılarak Robot Yapıldı.

    Japon ve Amerikalı araştırmacılar, bir maymun beyninin yürüme sırasında bacaklara gönderdiği sinyallerle iki bacağını harekete geçirebilen insansı bir robot yapmayı başardılar.

                                              

     Maymunda bacakları harekete geçiren sinir akımlarını tespit eden Japonya Bilim ve Teknoloji Kurumu ile ABD'nin Duke Üniversitesinden araştırmacılar, bu sinyaller sayesinde, uzaktan robotun bacaklarını harekete geçirmesini ve robotun maymun gibi yürümesini sağladı.Amerikalı araştırmacıların iki şempanzeyi yürüme bandında tıpkı insan gibi yürümeleri için eğittikleri ve bu hareketi sağlayan yüzlerce sinirden gönderilen sinyalleri kaydettikleri, Japon ekibinin ise daha sonra bu bilgileri insansı robotun anlayabileceği talimatlara dönüştürdüğü kaydedildi. Bunu dünyada bir ilk olarak tanıtan araştırmacılar, böylece engellileri yürüme yeteneklerine yeniden kavuşturabilecek sinirsel protezlerin yapımında önemli bir adım attıklarını savunuyor.

Kaynak:AA

 

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::