Otistik Bozukluk


31/3/2008 · Kategori: saglik

                                Bebeklerde Otistik Bozukluk Ve Belirtileri

Otistik bozukluğun genel anlamda belirgin belirtileri olmasına karşın, bazı durumlarda anne babalar tarafından geç farkedilebilmektedir. Otistik bozukluk, ilk 36 ayda bazı belirtiler vererek yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Normalde bebeklerin gelişim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim şekli önemlidir. Bebek ilk doğduğu andan itibaren etrafı ile iletişim ve etkileşime girmek ister . Bu iletişim ve etkileşim; göz ile nesneleri ve insanları takip ederek, agulama ile sinyal vererek, karşısındakine gülümsemede bulunarak, göz kontağı kurarak olabilir. Otistik bozukluğun başlangıcının, ilk 36 aydaki belli bir normal gelişim döneminden sonra görülebileceği gibi, doğumdan itibaren bazı belirtiler ile birlikte de görülebilir.

Otistik bozukluğu olan çocuklarda üç temel belirti vardır. Bunlardan birincisi iletişim alanındadır. Yani konuşma, jest ve mimikler vb, araçlar ve etraf ile iletişimin olmaması veya çok kısıtlı ve sınırlı olmasıdır. Aileler çoğunlukla çocuklarını ''konuşmuyor'' diye kulak-burun-boğaz hekimine veya çocuk hastalıkları hekimine götürürler. Daha sonra da, yapılan tetkiklerin normal çıkması ile çocuk psikiyatristlerine giderler. İkinci bozulan alan ise çevre ve diğer insanlar ile etkileşim alanıdır. Yani çocuk başkaları ile duygularını, başarılarını, sevinçlerini paylaşmaz ve etrafındaki insanlar ile karşılıklı etkileşime girmek istemez. Zaten otizmin kelime anlamına uygun olarak '' kendi halinde, kendi kabuğunda” davranır. İnsanların duygusal değişiklikleri ve sinyalleri onları etkilemez veya çok sınırlı olarak etkileşim görülür. Yaşıtlarının yanına gitmez, onlar ile ilgilenmezler. Üçüncü temel bozulma alanı ise ısrarla  tekrarlayan davranışlar ( dönme, sallanma, zıplama vb.) ve çok sınırlı olan ilgi alanıdır. Bu durumdaki bir çocuk çamaşır makinasının dönen merdanesi karşısında saatlerce oturup bakabilir veya bir arabanın tekerleğini saatlerce çevirebilir veya bir eşyanın parçası ile saatlerce oturup uğraşabilir.Ek olarak ayak ucunda yürüme, yandan bakış, ağrıya dayanıklılık, yemek konusunda gıda seçimi vb belirtiler ile otistik çocuk diğer çocuklardan kolaylıkla ayırt edilir. Otizmin temel tedavisi eğitim olmakla birlikte erken tanı ve hastalığa başka sorunların eşlik edip etmediği önemlidir.

Önemli olan anne babaların bu konuda uyanık olarak erken tanı ve tedavi açısından bilgili olmalarıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

yeni doğan bebeğim


25/3/2008 · Kategori: Yasam

 

arkadaşlar yeni doğan bebeğimden dolayı sizlerle beraber olamıyorum.İnşallah yakın bir zamanda tekrar beraber oluruz.Ziyaretleriniz için şimdiden teşekkür ederim.Görüşmek dileğiyle

Yorum (2) Yorum yaz!

Kağıt Banknotlar Hastalık Yayıyor


12/3/2008 · Kategori: saglik

Kağıt paraların hastalık yaydığı İsviçreli bilimadamları tarafından da test edilerek doğrulandı. Bilimadamlarına göre özellikle grip virüsü banknot üzerinde 2 haftadan fazla kalabiliyor.

    İsviçre'de bulunan bir bankanın talebi üzerine yapılan araştırmada grip virüsünün, banknot üzerinde 2 haftadan fazla canlı kalabileceği ortaya çıktı.Bilimadamları çeşitli grip virüsü türlerini, kullanılmış sıcak ve nemli ortamlarda muhafaza edilmiş banknotlar üzerine koydu.Grip virüsü sadece birkaç saat canlı kalabilse de, virüsün yoğun olduğu bölgelerde virüs köklerinin günlerce, insan salgısıyla karışınca ise iki haftadan fazla canlı kalabildiğini görüldü. 

                                             

    Araştırmayı yapan İsviçreli bilimadamları grip virüsünün bu beklenmedik dayanıklılığının salgın ihtimalinde göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.Cenevreli bilimadamları yakın zamanda da banknotların virüsün yayılmasına ne ölçüde katkıda bulunduğunu araştıracak.Salgın döneminde virüsün asıl bulaşma nedeni olarak havada asılı kalan tanecikler ve insanlar arasında öpüşme, el sıkışma gibi temaslar olduğuna dikkat çekildi.

 

 

Kaynak: Bilim.org

Yorum (yok) Yorum yaz!

Siyah ve Yeşil Çay'ın Faydaları


12/3/2008 · Kategori: Bilim

               Unutmaya,  Alzheimer'a  ve Ağızdaki Kötü kokuya karşı çay

 

    Antioksidan özelliğinin keşfinin ardından, çayın şimdi de bunama ve Alzheimer gibi hastalıklara iyi geldiği belirtiliyor. İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nden uzmanların yaptığı araştırmaya göre yeşil ve siyah çay, bunama ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açan enzimlerin beyindeki faaliyetini durduran özelliklere sahip. Bulgulara göre çay, özellikle bunama ile mücadele için geliştirilen ilaçlarla benzer etkiyi yapıyor. Alzheimer hastalığı, beyinde 'asetilkolin' adlı kimyasalın azalması sonucu ortaya çıkıyor.

                                              
                                           Hem yeşil hem de siyah çay 
    Newcastle ekibi, laboratuvar deneylerinde, hem yeşil hem de siyah çayın bu kimyasalı devredışı bırakan bir enzimin faaliyetlerini durdurmasına yardımcı olduğunu belirledi.Ekip ayrıca, her iki çayın da Alzheimer hastalarının beyinlerindeki protein tortularında bulunan, başka bir enzimin faaliyetlerini de engellediğini söylüyor. 
                                              Yeşil çay daha uzun etkili
    Bilim adamlarının bulgularına göre, yeşil çayın önleyici etkisinin bir hafta sürdüğünü, siyah çayın enzimleri önleme özelliğinini ise sadece bir gün dayandığını belirlemiş.
Newcastle Üniversitesi'ndeki araştırmacılar yeşil çay üzerinde daha fazla deney yapmak için mali destek arıyor. Amaçları, başta Alzheimer hastalarının ilaç niyetine içebilecekleri bir çay üretilmesi için çalışmak.65 yaş üzerindekilerin yaklaşık yüzde iki ile beşi, 85 yaş üzerindekilerin ise yüzde 20'si bu tür hastalıklardan muzdarip.

                                             

                                   Çay, ağızdaki kötü kokuyu da yok edebiliyor

    Ağızdaki anaerob bakterilerin hidrojen sülfit benzeri kokuya neden olduğuna değinen Dr. Christine Wu, bakterilerin oksijenin azaldığı dil arkasında ve diş etlerinin derinliklerinde çoğaldığını, düşük orandaki polifenolin bile bu bakterileri öldürebildiğini ifade etti. Laboratuvar ortamında yapılan araştırmada, polifenollerin, hidrojen sülfit oluşumuna neden olan enzimi önleyebildiği saptandı.Önceki araştırmalarda siyah çayın dişte çürümelere yol açabilen bakterilerin üremesini engelleyebildiği ve diş yüzeyinde meydana gelen plakaları ve asit oluşumunu azalttığı belirlenmişti.

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Genetik Biliminde Kadın


6/3/2008 · Kategori: Genetik

                                            Kadınlarda gevezelik geni var.

     Gevezeliğin de genetik olabileceği ortaya çıktı. Bilim adamları kadınların daha fazla konuşmasına bu genin yol açtığını sanıyor.

Kadınlarla erkeklerin konuşma alışkanlıklarındaki farklılık daha ana karnında kendini belli ediyor. Kız fötuslar, erkek fötuslara oranla ağızlarını % 30 daha fazla oynatıyor. Bu farklılık ileri yaşlarda da sürüyor. Yetişkin bir erkeğin ağzından günde ortalama 12 bin kelime çıkıyor, kadınlar ise yaklaşık 23 bin kelime sarfediyor.

                                    

 

Kadınlar daha gülümser

      İngiliz sosyolog Dianne Hales, cinsiyetlere göre konuşma alışkanlığını da inceledi. Buna göre kadınlar konuşurken muhataplarının yüzüne daha fazla bakıyor ve iki misli daha fazla gülümsüyor. Kadınlar beden dilini daha kolay deşifre ediyor, mimik ve ses tonundaki değişiklikleri daha hızlı algılıyorlar.

 

Yalanı da çabuk yakalıyorlar

     Sonuçta kadınlar anlatılanları daha kısa bir sürede anlayıp, konuşulan konu hakkında daha çabuk bilgi sahibi oluyorlar. Kadınlar, çok iyi birer konuşmacı oldukları kadar iyi birer dinleyici. Doğuştan sahip oldukları konuşma ve dinleme yetenekleri sayesinde yalanı da derhal yakalayabiliyorlar.

 

Giderek daha az gülüyoruz

     

   Almanya'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar günde ortalama 6 dakika gülüyor.

 

Oysa bu süre 1950 lerde 18 dakika idi.

 

Günde 20 dakika gülmek sağlık demek.

 

Yetişkinler günde ortalama 20, çocuklar günde 500 kez gülüyor.

 

Bir gülüş ortalama 6 saniye sürüyor.

 

Gülerken çıkan nefes saatte 100 km hıza ulaşıyor.

 

Gülme esnasında akciğerdeki gaz değişimi 3-4 misline yükseliyor.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »